img-01

Haber & Etkinlikler

Bilgi Arama

Yargıtay Yaklaşımı ile Hizmet Sözleşmeleri Kapsamındaki Rekabet Yasağının Geçerliliğinin Değerlendirilmesi

2026-09-16

SAYI: ÖZDERİN 2026/11

Ticari yaşamda işveren şirketler işin ifası sürecinde işverenin ticari sırlarına ve gizli bilgilerine temas eden özellikle üretim ve satış süreçlerinde görevlendirilen personellerinin işten ayrıldıktan sonra bu sır ve gizli bilgileri kullanmasından, kendisi veya başkalarına açıklamasından endişe duymaktadırlar. Bu endişelerini ise çoğu zaman iş sözleşmelerinde yer verilen rekabet yasağı&gizlilik hükümleri veya iş sözleşmesine ek yapılan protokollerle gidermeye çalışmaktadır. Bununla birlikte uygulamada gelişen yargı kararlarında rekabet&gizlilik yasağı hükümlerinin kapsamı ve geçerliliği sıklıkla uyuşmazlıklara konu olmakta ve çoğu zaman mahkemelerce geçersiz bulunmaktadır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.11.2019 tarihli, E.2019/3116, K.2019/7522 sayılı kararı (“Karar”), rekabet yasağına ilişkin hükümlerin hangi kriterler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine dair önemli tespitler içermekte olup aşağıda bu uyuşmazlığın konusu, ilk derece mahkemesinin kararı ve Yargıtay’ın yaklaşımı ile çözüm önerilerimiz yer almaktadır.

“….rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakime uyarlama yetkisi tanınmıştır.”

  1. Uyuşmazlığın Konusu

Davacı işveren, iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı hükmüne rağmen eski çalışanının iş sözleşmesinin sona ermesinden hemen sonra aynı sektörde faaliyet gösteren bir şirkette çalışmaya başladığını ileri sürmüş; bu nedenle sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsilini talep etmiştir.

Davalı çalışan ise görev yaptığı pozisyon itibarıyla şirketin ticari sırlarına erişiminin bulunmadığını, rekabet yasağı hükmünün çalışma özgürlüğünü aşırı ölçüde sınırlandırdığını ve bu nedenle geçersiz olduğunu savunmuştur.

  1. İlk Derece Mahkemesinin Kararı

İlk derece mahkemesi, rekabet yasağı hükmünü; görev bakımından herhangi bir sınırlama içermemesi, çalışma özgürlüğünü ölçüsüz şekilde kısıtlaması ve davalının ticari sır niteliğinde bilgiye erişebilecek bir pozisyonda bulunmaması gerekçeleriyle geçersiz kabul ederek davayı reddetmiştir.

  1. Yargıtay’ın Yaklaşımı

Yargıtay, ilk derece mahkemesinin değerlendirmesini yeterli görmemiş ve ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Kararda özellikle iki önemli hukuki ilke vurgulanmıştır.

    1. Aşırı geniş rekabet yasağı otomatik olarak geçersiz değildir

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (“TBK”) 445. maddesi uyarınca hakim, rekabet yasağının kapsamını veya süresini hakkaniyete uygun şekilde sınırlandırabilir1.

Yargıtay, ilk derece mahkemesinin rekabet yasağının kapsamını geniş bulması halinde doğrudan geçersizlik sonucuna ulaşmaması gerektiğini, TBK madde 445 uyarınca öncelikle yasağın somut olay bakımından uyarlanmasının mümkün olup olmadığı değerlendirmesi gerektiğine karar

 

Ticari yaşamda işveren şirketler işin ifası sürecinde işverenin ticari sırlarına ve gizli bilgilerine temas eden özellikle üretim ve satış süreçlerinde görevlendirilen personellerinin işten ayrıldıktan sonra bu sır ve gizli bilgileri kullanmasından, kendisi veya başkalarına açıklamasından endişe duymaktadırlar. Bu endişelerini ise çoğu zaman iş sözleşmelerinde yer verilen rekabet yasağı&gizlilik hükümleri veya iş sözleşmesine ek yapılan protokollerle gidermeye çalışmaktadır. Bununla birlikte uygulamada gelişen yargı kararlarında rekabet&gizlilik yasağı hükümlerinin kapsamı ve geçerliliği sıklıkla uyuşmazlıklara konu olmakta ve çoğu zaman mahkemelerce geçersiz bulunmaktadır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.11.2019 tarihli, E.2019/3116, K.2019/7522 sayılı kararı (“Karar”), rekabet yasağına ilişkin hükümlerin hangi kriterler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine dair önemli tespitler içermekte olup aşağıda bu uyuşmazlığın konusu, ilk derece mahkemesinin kararı ve Yargıtay’ın yaklaşımı ile çözüm önerilerimiz yer almaktadır.

“….rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakime uyarlama yetkisi tanınmıştır.”

  1. Uyuşmazlığın Konusu

Davacı işveren, iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı hükmüne rağmen eski çalışanının iş sözleşmesinin sona ermesinden hemen sonra aynı sektörde faaliyet gösteren bir şirkette çalışmaya başladığını ileri sürmüş; bu nedenle sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsilini talep etmiştir.

Davalı çalışan ise görev yaptığı pozisyon itibarıyla şirketin ticari sırlarına erişiminin bulunmadığını, rekabet yasağı hükmünün çalışma özgürlüğünü aşırı ölçüde sınırlandırdığını ve bu nedenle geçersiz olduğunu savunmuştur.

  1. İlk Derece Mahkemesinin Kararı

İlk derece mahkemesi, rekabet yasağı hükmünü; görev bakımından herhangi bir sınırlama içermemesi, çalışma özgürlüğünü ölçüsüz şekilde kısıtlaması ve davalının ticari sır niteliğinde bilgiye erişebilecek bir pozisyonda bulunmaması gerekçeleriyle geçersiz kabul ederek davayı reddetmiştir.

  1. Yargıtay’ın Yaklaşımı

Yargıtay, ilk derece mahkemesinin değerlendirmesini yeterli görmemiş ve ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Kararda özellikle iki önemli hukuki ilke vurgulanmıştır.

    1. Aşırı geniş rekabet yasağı otomatik olarak geçersiz değildir

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (“TBK”) 445. maddesi uyarınca hakim, rekabet yasağının kapsamını veya süresini hakkaniyete uygun şekilde sınırlandırabilir1.

Yargıtay, ilk derece mahkemesinin rekabet yasağının kapsamını geniş bulması halinde doğrudan geçersizlik sonucuna ulaşmaması gerektiğini, TBK madde 445 uyarınca öncelikle yasağın somut olay bakımından uyarlanmasının mümkün olup olmadığı değerlendirmesi gerektiğine karar

 
   

1 2. Sınırlandırılması

MADDE 445- Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.

 
   

MADDE 445- Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.

 
   

vermiştir. Özetle, rekabet yasağı hükümlerinin "ya tamamen geçerli ya da tamamen geçersiz" olmaması gerektiğini ve TBK ilgili hükmünün hakime gerektiğinde sözleşmeyi dengeleme imkanı verdiğini vurgulamıştır.

    1. Ticari sır veya müşteri çevresine erişim somut delillerle araştırılmalıdır

Yargıtay ayrıca TBK’nın 444. maddesine2 de dikkat çekmiştir. Buna göre rekabet yasağının; çalışanın müşteri çevresi, üretim sırları veya işverenin faaliyetleri hakkında önemli bilgi edinme imkanına sahip olması ve bu bilgilerin kullanılmasının işveren bakımından önemli zarar doğurma ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacağına değinilmiştir.

Somut olayda ise ilk derece mahkemesinin, davalının ticari sır niteliğinde bilgiye erişmediğini kabul ettiğini; ancak bu sonuca hangi delillerle ulaştığını kararında ortaya koymadığını belirterek kararın bu anlamda da eksiklikler içerdiği belirtilmiştir. Yargıtay, bu değerlendirmenin ise varsayıma dayalı olamayacağını, çalışanın görev tanımı, fiilen yürüttüğü işler ve erişebildiği bilgiler dikkate alınarak somut deliller üzerinden inceleme yapılması gerektiğini belirtmiştir.

  1. Kararın İşverenler Açısından Önemi

Bültenimiz ile ele alınan Karar, rekabet yasağı hükümlerinin yalnızca sözleşmeye eklenmiş olmasının yeterli olmadığını bir kez daha göstermektedir. Olası bir uyuşmazlıkta mahkemeler özellikle şu soruların cevabını arayacaktır:

  • Çalışan gerçekten kritik ticari bilgilere erişiyor muydu? ÇALIŞANIN GÖREV TANIMLAMALARINDA HANGİ TİCARİ SIR VEYA GİZLİ BİLGİLERE

ERİŞEBİLECEčİNE AÇIKÇA YER VERİLDİ Mİ?

  • Müşteri ilişkilerini yönetiyor muydu?
  • Elde ettiği bilgileri rakip işletmede kullanması işverene önemli zarar verebilir miydi?
  • Rekabet yasağının süresi, coğrafi kapsamı ve faaliyet alanı ölçülü müydü?

 

Bu soruların somut delillerle cevaplanamaması halinde rekabet yasağı hükümlerinin uygulanması güçleşebilecektir.

  1. Değerlendirilmesi Gereken Aksiyonlar

Bahse konu Karar, rekabet yasağı hükümlerinin hazırlanmasında standart sözleşme yaklaşımının yeterli olmadığını göstermektedir. Her çalışanın şirket içerisindeki rolü, erişebildiği bilgiler ve işveren bakımından yaratabileceği risk farklı olduğundan, rekabet yasağı hükümlerinin de somut göreve ve korunmak istenen menfaate uygun şekilde kurgulanması gerekmektedir. Bunun yanında işverenlerin yalnızca sözleşmesel düzenlemelerle yetinmemesi; ticari sırların belirlenmesi, erişim yetkilerinin sınırlandırılması, müşteri bilgilerinin korunmasına yönelik iç politika oluşturulması ve işten ayrılış süreçlerinin etkin şekilde yönetilmesi, İNSAN KAYNAKLARI UYGULAMALARINDA İLGİLİ ÇALIŞANIN TİCARİ SIR VEYA GİZLİ BİLGİYE ERİŞİMİ OLACAKSA BUNLARIN NELER

 
   

2 VII. Rekabet yasağı

1. Koşulları

MADDE 444- Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.

OLACAĞININ NETLEŞTİRLECEĞİ BİR GÖREV TANIMLAMASI YAPILMASI de olası

uyuşmazlıklarda ispat bakımından önemli avantaj sağlayacaktır.

Bu çerçevede, rekabet yasağı hükümlerinin geçerliliği bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444, 445,446 ve 447. maddelerinde öngörülen şartların titizlikle gözetilmesi gerekmektedir. Buna göre rekabet yasağı ancak çalışanın hizmet ilişkisi kapsamında;

  • işverenin müşteri çevresi, üretim sırları veya işverenin faaliyetlerine ilişkin önemli bilgilere erişim imkanı elde etmesi
  • ve bu bilgilerin kullanılmasının işverene önemli bir zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır (TBK m. 444).

 

Ayrıca bir rekabet yasağı hükmünün TBK kapsamında geçerli olabilmesi için rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye düşürmeyecek ölçüde; faaliyet konusu, coğrafi alan ve süre bakımından makul sınırlar içerisinde belirlenmesi gerekmektedir (TBK m. 445). Kanun koyucu, ölçüsüz nitelikteki rekabet yasağı kayıtlarının doğrudan geçersiz sayılması yerine, hakime bunların kapsamını veya süresini somut olayın özelliklerine göre sınırlandırma yetkisi tanımıştır. Rekabet yasağına aykırılık hâlinde uygulanacak cezai şart ve diğer hukuki sonuçlar ise Türk Borçlar Kanunu'nun 446. maddesi çerçevesinde değerlendirilecektir.

Özetle, Yargıtay'ın bu kararı, rekabet yasağı hükümlerinin geçerliliğinin yalnızca sözleşmede böyle bir düzenlemeye yer verilmesine bağlı olmadığını; her somut olayda çalışanın görevi, erişebildiği bilgiler, işverenin korunmaya değer menfaatleri ve rekabet yasağının kapsamının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

İşverenler açısından rekabet yasağı hükümlerinin etkin şekilde uygulanabilmesi için standart sözleşme hükümleri yerine, çalışanın pozisyonuna özgü düzenlemeler yapılması; gizlilik yükümlülükleri, ticari sırların korunmasına ilişkin şirket politikaları ve bilgi güvenliği tedbirleriyle desteklenen bütüncül bir hukuki altyapının oluşturulması önem taşımaktadır.

Yararlı olması dileği ile bilgilerinize sunarız.

 

Saygılarımızla,

Av. Senem Nimet ÇETİN

Danışmanlık Departmanı ve Uyum Yöneticisi